Taş Köprü
Kapının Ardı
Tren saat altıyı yirmi geçe kalktı. Perondaki adam elini kaldırdı ama kimseye değil, kendi alışkanlığına selam veriyordu. Konuşmaya başladığında sesinin tanıdı
Tren saat altıyı yirmi geçe kalktı. Perondaki adam elini kaldırdı ama kimseye değil, kendi alışkanlığına selam veriyordu. Konuşmaya başladığında sesinin tanıdık olduğunu fark ettim. Nereden tanıdığımı çıkaramadım. Caddeyi baştan sona yürüdüm. Dükkânların yarısı kapalıydı, açık olanların içinde de kimse yoktu. Bahçedeki ağaç o yıl hiç meyve vermedi. Komşular bunun bir anlamı olduğunu söyledi. Sokağın adı değişmişti. Tabelada yeni isim vardı, altında eskisi hâlâ okunuyordu. Odanın içinde hiçbir şey yerinden oynamamıştı ama her şey biraz daha eski görünüyordu. Kutunun içinde fotoğraflar değil, fotoğraf zarfları vardı. Hepsi boştu, üzerlerinde tarihler yazılıydı. Işığı söndürdüm. Karanlıkta oda daha büyük görünüyordu, hep öyle olur.