Taş Köprü
Başlangıç
Masanın üzerinde üç fincan duruyordu. İkisi boştu, üçüncüsü hiç dokunulmamış gibi. Konuşmanın ortasında saate baktı. Ben de baktım. İkimiz de bir şey söylemedi
Masanın üzerinde üç fincan duruyordu. İkisi boştu, üçüncüsü hiç dokunulmamış gibi. Konuşmanın ortasında saate baktı. Ben de baktım. İkimiz de bir şey söylemedik. Pencereden bakınca karşı binadaki ışıklar birer birer sönüyordu. Sonuncusu hiç sönmedi. Yolun sonunda bir tabela vardı, üzerinde iki yön yazılıydı. İkisi de aynı yere çıkıyordu. Masanın kenarına oturdu, ayağını sallamaya başladı. Bu, konuşmak istediği anlamına gelirdi eskiden. Sabah olduğunda yağmur dinmişti. Ben hâlâ aynı yerde oturuyordum.