Kayıp Sayfa
Kayıp Sayfa
Tren saat altıyı yirmi geçe kalktı. Perondaki adam elini kaldırdı ama kimseye değil, kendi alışkanlığına selam veriyordu. Yağmur başladığında içeri girmek yeri
Tren saat altıyı yirmi geçe kalktı. Perondaki adam elini kaldırdı ama kimseye değil, kendi alışkanlığına selam veriyordu. Yağmur başladığında içeri girmek yerine saçağın altında bekledim. Konuşmanın ortasında saate baktı. Ben de baktım. İkimiz de bir şey söylemedik. Pencereden bakınca karşı binadaki ışıklar birer birer sönüyordu. Sonuncusu hiç sönmedi. Odanın içinde hiçbir şey yerinden oynamamıştı ama her şey biraz daha eski görünüyordu. Konuşmaya başladığında sesinin tanıdık olduğunu fark ettim. Nereden tanıdığımı çıkaramadım. Yolun sonunda bir tabela vardı, üzerinde iki yön yazılıydı. İkisi de aynı yere çıkıyordu. Anahtarı kilide soktum ama çevirmedim. Bir süre öyle durdum, sonra geri çektim. Sabah olduğunda yağmur dinmişti. Ben hâlâ aynı yerde oturuyordum.